Bir kadın daha, en yakınındaki kişi tarafından hayattan koparıldı. Eşi tarafından vurulan 3 çocuk annesi, bugün gözyaşları ve öfke içinde toprağa verildi. Cenazede yaşananlar, sadece bir ailenin değil, toplumun ortak yarasını bir kez daha kanattı. Bu tür haberler artık neredeyse her gün karşımıza çıkıyor ve her seferinde "bir daha olmasın" diyoruz; ancak değişen pek bir şey olmuyor. Peki bu olay bize ne anlatıyor? Kadına yönelik şiddeti önlemek için gerçekten ne yapabiliriz?
Olay, geçtiğimiz günlerde yaşandı. İddiaya göre, aralarında bir süredir devam eden anlaşmazlık bulunan çift, evlerinde tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede büyüdü ve koca, yanındaki silahı çekerek eşine ateş etti. Genç kadın olay yerinde hayatını kaybetti. Çiftin üç çocuğu ise o sırada evde miydi, yoksa başka bir yerde miydi, henüz netleşmiş değil. Ancak annelerini kaybeden üç çocuğun yaşadığı travma, hiçbir ceza ile telafi edilemeyecek kadar ağır.
Kadının cenazesi, memleketi olan ilçede toprağa verildi. Cenazeye ailesi, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tabutun başında gözyaşı döken anne baba, kızlarının bir daha geri gelmeyeceğini kabullenmekte zorlanıyordu. Cenaze namazının ardından genç kadın, dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor ve gözaltına alınan eşin ifadesi bekleniyor.
Kadına Yönelik Şiddet: Her Gün Yeni Bir Acı
Türkiye'de kadına yönelik şiddet, ne yazık ki kronik bir sorun haline gelmiş durumda. Bağımsız kadın örgütlerinin verilerine göre, son yıllarda kadın cinayetleri ve şiddet vakaları azalmıyor, aksine artıyor. 2023 yılında en az 300'ün üzerinde kadın, çoğunlukla eşi veya eski eşi tarafından öldürüldü. Bu rakam, buz dağının sadece görünen kısmı. Çünkü birçok kadın, şiddeti bildirmeye korkuyor, utanıyor veya ekonomik nedenlerle katlanmak zorunda kalıyor.
Bu olayda olduğu gibi, çoğu zaman kurbanlar daha önce defalarca şiddet gördüklerini çevrelerine anlatıyor, hatta bazıları koruma kararı aldırıyor. Ancak koruma kararları etkin bir şekilde uygulanmadığında veya denetlenmediğinde, sonuç yine ölüm oluyor. Kadın cinayetlerinin büyük bir kısmı, kadının boşanma kararı aldığı veya ayrılmak istediği dönemde gerçekleşiyor. Bu da bize, şiddetin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve ekonomik bir kontrol aracı olduğunu gösteriyor.
Peki neden bu kadar çok kadın hayatını kaybediyor? Elbette tek bir nedenden bahsetmek mümkün değil. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil zihniyet, eğitim eksikliği, yasalardaki boşluklar, cezasızlık algısı ve ekonomik bağımlılık gibi birçok faktör bir arada etkili oluyor. Özellikle "aile mahremiyeti" adı altında şiddetin gizlenmesi, sorunun görünmez kalmasına neden oluyor. Oysa şiddet, mahrem değil, toplumsal bir suçtur.
3 Çocuk Annesi: Arkasında Bıraktığı Enkaz
Hayatını kaybeden kadın, üç çocuk annesiydi. Çocukların yaşları henüz açıklanmadı, ancak annelerinin ölümüyle birlikte hayatları alt üst oldu. Bir yanda babalarının annelerini öldürmesi gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacaklar, diğer yanda annesiz büyümenin acısını çekecekler. Uzmanlar, bu tür travmaların çocuklarda uzun yıllar boyunca psikolojik sorunlara yol açabileceğini söylüyor. Öfke, kaygı, depresyon, güvensizlik ve suçluluk duygusu bunlardan sadece birkaçı.
Ne yazık ki bu çocuklar, toplumun da yardımına ihtiyaç duyuyor. Devletin koruma altına alması, psikolojik destek sağlanması ve eğitim hayatlarının aksamaması için ciddi bir seferberlik gerekiyor. Ancak çoğu zaman bu destek yetersiz kalıyor. Anne babasını kaybeden çocuklar, akrabalarının yanında büyümek zorunda kalıyor ve birçok haklarından mahrum kalabiliyor. Bu da nesiller boyu süren bir travma döngüsü yaratıyor.
Bu olayda da benzer bir tablo var. Çocukların bundan sonraki hayatı, hem aile içi hem de kurumsal düzeyde nasıl bir destek alacaklarına bağlı. Ancak asıl soru şu: Bu çocukların anneleri neden öldü? Eğer gerekli önlemler alınsaydı, bu ölüm engellenebilir miydi?
Önleyici Tedbirler Neden Önemli?
Kadına yönelik şiddeti önlemenin en etkili yolu, şiddet daha suç haline gelmeden müdahale etmek. Bunun için de bir dizi yapısal ve bireysel adım gerekiyor. İşte uygulanabilir öneriler:
- Eğitim: Okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği, sağlıklı ilişki becerileri ve öfke kontrolü dersleri verilmeli. Erkek çocuklara şiddetin bir çözüm olmadığı öğretilmeli.
- Yasal düzenlemeler: 6284 sayılı Kanun gibi koruma kanunları etkin uygulanmalı. Koruma kararlarının ihlali durumunda caydırıcı cezalar verilmeli. Elektronik kelepçe gibi denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalı.
- Kadın sığınakları: Sığınak sayısı artırılmalı, kapasiteleri genişletilmeli ve koşulları iyileştirilmeli. Kadınların sığınaklara başvurması kolaylaştırılmalı.
- Ekonomik destek: Şiddet mağduru kadınlara iş imkanı, meslek edindirme kursları ve maddi yardım sağlanmalı. Böylece ekonomik bağımlılıktan kurtulabilirler.
- Farkındalık kampanyaları: Medya ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla şiddetin her türlüsüne karşı toplumsal bilinç oluşturulmalı. "Aile içi mesele" algısı kırılmalı.
- Destek hatları: 7/24 çalışan acil destek hatları (örneğin 183) daha görünür hale getirilmeli ve etkin çalışması sağlanmalı.
Bu öneriler aslında yeni değil. Yıllardır kadın örgütleri, akademisyenler ve uluslararası kuruluşlar benzer çağrılar yapıyor. Ancak uygulamada ciddi eksiklikler var. Örneğin, koruma kararı alan bir kadın, kararın gereğini yerine getirmeyen kocası tarafından öldürülebiliyor. Bu da yasaların kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor.
Toplumun Rolü: Duyarsız Kalmayın
Kadına yönelik şiddetle mücadelede sadece devlete değil, her bireye görev düşüyor. Çevrenizde şiddet gördüğünü düşündüğünüz bir kadın varsa, kulak ardı etmeyin. Belki de o kadının hayatını kurtarabilirsiniz. Peki ne yapabilirsiniz?
- Şüphelerinizi ciddiye alın. "Aile meselesidir, karışmayayım" demeyin.
- Kadına güvenli bir şekilde ulaşabileceği destek hatlarını hatırlatın.
- Gerekirse polise veya jandarmaya ihbarda bulunun. İhbarınızın kimliğinizi gizli tutacağını bilin.
- Kadının barınma, hukuki destek veya psikolojik yardım almasına yardımcı olun.
- Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çevrenizi bilinçlendirin.
Unutmayın, şiddet sadece fiziksel değildir. Sözlü taciz, tehdit, ekonomik kısıtlama, sosyal izolasyon da şiddettir. Kadınların bu tür davranışları da bildirmesi ve destek alması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kadına yönelik şiddet nedir, hangi davranışlar şiddet sayılır?
Kadına yönelik şiddet, kadına fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar veren her türlü davranıştır. Fiziksel şiddet (vurma, yaralama, silah kullanma), cinsel şiddet (tecavüz, cinsel taciz), psikolojik şiddet (tehdit, aşağılama, kıskançlık baskısı, sosyal izolasyon) ve ekonomik şiddet (para vermeme, çalışmasını engelleme) bu kapsamdadır. Ayrıca ısrarlı takip (stalking) de şiddet olarak kabul edilir.
Şiddet mağduru kadınlar nereye başvurabilir?
Şiddet mağduru kadınlar öncelikle 155 Polis İmdat veya 156 Jandarma hattını arayabilir. Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 183 Sosyal Destek Hattı'nı arayarak danışmanlık alabilir. Kadın sığınma evlerine başvurabilir, bulundukları yerdeki Aile Mahkemesi'nden koruma kararı talep edebilir. Sağlık kuruluşlarına başvurarak darp raporu alabilir ve savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
Koruma kararı nasıl alınır, ne işe yarar?
Koruma kararı, 6284 sayılı Kanun kapsamında Aile Mahkemesi'nden talep edilir. Karar ile şiddet uygulayan kişinin mağdura yaklaşmaması, iletişim kurmaması, ortak konuttan uzaklaştırılması gibi tedbirler alınır. Karar süresi genellikle 6 aydır ve gerekirse uzatılabilir. Ancak kararın etkin uygulanması için kolluk kuvvetlerinin denetimi şarttır. Karara uymayan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanabilir.
Çocuklar annelerinin öldürülmesine tanık olursa ne olur?
Bu durum çocuklarda ağır travma yaratır. Çocuklar suçluluk, öfke, korku, güvensizlik ve depresyon gibi duygusal sorunlar yaşayabilir. Uzman desteği almaları, güvenli bir ortamda yaşamaları ve eğitimlerine devam etmeleri sağlanmalıdır. Devlet, bu çocuklara psikososyal destek sunmalı ve koruma altına almalıdır. Aksi halde travma nesiller boyu aktarılabilir.
Kadına yönelik şiddeti önlemek için bireysel olarak ne yapabilirim?
Öncelikle şiddeti normalleştirmeyin. Çevrenizde şiddet gören bir kadın varsa, ona destek olun ve doğru yönlendirmeler yapın. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kendinizi eğitin, çevrenizi bilinçlendirin. Şiddet içeren şakalara, söylemlere karşı çıkın. Kadın örgütlerine maddi veya gönüllü destek verin. Unutmayın, küçük bir adım bile bir hayat kurtarabilir.
Bu acı olay, bir kez daha gösteriyor ki kadına yönelik şiddet, acil ve etkili çözümler bekleyen bir halk sağlığı sorunudur. Eşi tarafından vurulan 3 çocuk annesi, artık yaşamıyor. Ancak onun ölümü, daha fazla kadının hayatını kaybetmemesi için bir uyarı olmalı. Yetkilileri göreve, toplumu duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bir sonraki haberin bir başka kadın olmaması için bugün harekete geçelim.

